mehmet's profilesevdaya aşka dair ne var...PhotosBlogListsGuestbook Tools Help


Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

ZİYARETİNIZDEN DOLAYI TEŞEKÜR EDERİM GÜNUNUZ GÜZEL OLSUN....Kırmızı gülKırmızı gül
Image Hosted by ImageShack.us

Herkes hoş geldi sefa getirdiniz...Alanımdaki her şey paylaşımdır Alabilirsiniz helal olsun..

Sizleri seviyorum ....LÜTFEN CHAT SAYFASI EKLEMEYİN LUTFEN...Geleceğinizi -

oluşturacak her yeni Günün bir Önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sızı -

mutlu Edecek Şekilde olmasını dilerim Hoşgörülü olmak insana,! mutluluk verir…

SEVGİ DOLU GÜNLER DİLERİM…


Comments (64)

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up

nurdestesi .wrote:
Merhaba size bir armağan bırakıyorum sohbetimize her zaman bekleriz..Eğer rahatsızlık verdiysek özür dileriz sohbet sayfasını silebilirsiniz.Hakkınızı helal eder misiniz?A.e.o kib www.xat.com/nurdestesi

  

     

May 24
July 7
hanifewrote:
 
*Regaib Kandiliniz  Mübarek Olsun*
July 3
 
GÜNUNUZ GÜZEL OLSUN


selamun aleyküm   Hayat; yaşamayı, Mutluluk; gülümsemeyi, sevgi; Hak etmeyi, vefa; hatırlamayı, dostluk;paylaşmayı bilen için vardır.,
TÜM GRUPTAKİ DOSTLARA

HEP DEMEZMIYIZ MUSLIMAN HÖŞ GÖRULU SABİRLI OLUR . BU NE DEMEK? MUSLUMAN BOŞ DURUR UYUR CAHİL KALİR DEMEKMI KEŞİNLİKLE HAYİR . MUSLUMAN SABİRLİ VE HÖŞ GÖRULU OLACAK KAVGACI OLMAYACAK FİTNEYI UYANDİRACAK V.S. LERDEN KAÇACAK SEYTANI SEY LERE CEVAP VERMIYECEK …

PEKİ KARDEŞİM NE YAPACAK ? çalışacaksın ÇÖCUKLARİNIZI NE PAHASINE OLURSA OLSUN OKUTACAKSIN DÖKTOR AVUKAT YONETICI OLARAK YETISTIRMEK ZORUNDASİN. KAVGA YOK. BİRAK CEVAP VERMEYI KÖR GÖZU SAĞİR KULAĞİ AÇAMASIN!  SEN ÇÖCUĞÜNÜ YETİSTIR 20-30  SENE DEVLET LERİN DUZENLERİ DEĞİSIR .

ÇÖCUKLARIMIZIN EĞİTİMLERINE SIDETLE ONEM VERELİM .DİĞER SOZDE DİNLERLE İLGİLENMEYIN BILE EĞİTİMİNE ONEM VER SENIN

YANINDA ALLAH.c.c. var….

DÜNYADA DOST İSTERSEN HZ. ALLAH YETER
MÜRŞİDİ KAMİL İSTERSEN HZ.KUR_AN YETER
DELİL İSTERSEN HZ. MUHAMMET YETER
MEŞGUL OLMAK İSTERSEN HAKKA İBADET YETER
İBRET ALMAK İSTERSEN CİHANDA ÖLÜM YETER
ZENGİN OLMAK İSTERSEN EĞER , KANAAT YETER
BUNLARDA YETMEZDERSEN ???NARI CEHENNEM YETER





Esselamu Aleykum ve Rahmatullahi ve Berekatuhu...Essalâtu Vesselâmu Aleyke Yâ Rasûlallâh.
GÜNUNUZ GÜZEL OLSUN
June 28
hanifewrote:
June 13
hanifewrote:
flowers.gif flowers image by krisby_2008hayirli günler arkadasim
June 10
deniz denizwrote:
KAN  ARANIYOR

     Her zamanki gibi işi geregi İzmir'e gitmesi gerekiyordu. Ucağın kalkmasına daha saatler vardı. Ama yinede yola cikmisti. Soyle dusunuyordu:

-Her zaman tam vaktinde gidiyorum. Bir kez olsun erken gidip,Izmir'i gezeyim.Birkac saatliginede olsa gorecegim guzel yerler olmali mutlaka.

Bunlari dusunurken;o anda bindigi taksinin radyosunda bir anons yapildi:

-"Cok acele kan araniyor"

Ozel bir hastanede yatmakta olan bir cocuk icin kan araniyordu.Ustelik kendi kan grubundan.Bu anonstan 10-15 dakika sonra,adi gecen hastanenin onunden gectiler. Adam; "Acaba kan versem mi?" diye dusundu. Sonra bu fikrinden vazgecti. Nasil olsa bu anonsu bircok kisi duymustu. Mutlaka bir veren olurdu. Ustelik Izmir'i gezecekti. Saatinden erken gitmesi gerekiyordu.

Havaalanina gelmisti. Taksiden inip,icerde beklemeye basladi. Saatler ilerliyor,hala ucagi gelmiyordu. Sonra monutorde binecegi ucagin gec gelecegi yazildi. Cok sinirlenmisti. Izmir'i gezme hayali suya dusmustu.

Izmir'deki islerini tamamlayip, geri dondugunde radyodaki anons aklina geldi.Hastanenin ve hastanin ismini unutmamisti. Telefon ederek hala gerekliyse kan verebilecegini soyledi. Telefondaki kisi su cevabi verdi:

-"Gerek kalmadi beyefendi. Aradigimiz kan bulunamadi. Hastamizi kaybettik"
May 17

GERÇEK GÜN YÜZÜNE ÇIKINCA

     Zülkarneyn Aleyhisselam ordusuyla gece yolda giderken ordusuna “ayağınıza takılan şeyleri toplayın” diye emir verir. Ordu bu emri duyunca; içlerinden bir grup:

-“Çok yürüdük, çok yorgunuz. Gece vakti bir de ayağımızı takılan şeyleri toplayarak boşuna ağırlık mı yapacağız. Hiçbir şey toplamayalım” diyerek hiçbir şey toplamıyorlar.

İkinci grup ise;

-“ Madem Komutanımız emretti, birazcık toplayalım, emre muhalefet etmeyelim. Zira ordun komutanına itaat etmek gerekir.” diyerek az bir şey topluyorlar.

Üçüncü grup ise;

-“Komutanımız bir şeyi boşuna emretmez. Muhakkak bildiği bir şey vardır. Bir hikmete mebnidir” diyerek bütün abalarını ağzına kadar doldururlar.

            Sabah olduğunda bir de bakıyorlar ki, meğer bir altın madeninden geçmişler de, ayaklarına değen şeylerin altın olduğunun farkına varamamışlar. Bunu anlayınca:

Hiç almayan birinci grup;

-Ah niçin almadık! Nasıl dinlemedik komutanımızın sözünü. Keşke alsaydık! Bir tane bari alsaydık” diyerek pişman oluyorlar.

Az alan ikinci grup ise;

-“Ah ne olaydı da biraz daha fazla alsaydık. Ceplerimizi, abalarımızı hınca hınç doldursaydık” diye sitem ediyorlar kendilerine.

Çok alan üçüncü grup ise:

“Keşke gereksiz, lüzumu olmayan eşyalarımı atsaydım, daha çok toplasaydım. Her şeyimizi doldursaydık, daha fazla alsaydık” diyerek, fazla almalarına rağmen üzülüyorlar.

            İşte bu misalde olduğu gibi, Ahirette bütün insanlarda bunun gibi ağıtlarda bulunacak.

Kafir olan;

- “Keşke iman etseydik, keşke inansaydık da hiç olmasa Cehenneme girdikten sonra iman etmemiz sonucunda Cennete girseydik,ebedi cehennemden kurtulsaydık,”

Mü’min, fakat az sevabı olan;

-“Keşke biraz daha sevap işleseydim de, biraz daha ikrama mazhar olsaydım.”

Mü’min,çok sevabı olan ise;

-“Ah ne olaydı da Makamımı biraz daha yükseltecek bir vakit daha namaz kılsaydım, biraz daha fazla sadaka verseydim,oruç tutsaydım, biraz daha sevap işleyecek ameller yapsaydım...” diyeceklerdir.

            Rabbim bu misallerden ders alıp, Ahirette pişman olmayacağımız  ameller işlemeyi nasip eylesin....

May 17
ahmed akwrote:
Image Hosted by ImageShack.us
May 16
kardelenwrote:

Image Hosted by ImageShack.us
 

              KARDEŞİM OLURMUSUN?

Kardeşim!” diyorum karındaşımdan öte... "Kardeşim!” diyorum kendimi bildiğimden öte... "Kardeşim!” diyorum candan özge... Hem bir anne, evlâdının kardeşi değil midir? Sadece kan bağı değildir bizi birleştiren, bir de kardeşlik bağı vardır. Bahse konu olan kardeşlik, karındaşlıktan daha ötedir.
Kardeşlik Yaratan'ın bakışıyla sevmektir.
Kardeşlik, yalnızca aynı sevgiyi paylaşmak değildir; sevgiyi onurlandırmaktır. Yağmurun getirdiği rahmet gibi biri birine rahmet olmaktır.
Kardeş duygular, Peygamber sünnetidir.
Kardeşlik Habîb-i Ekrem'in pırıltısını almak için, göz göze salât ü selâm getirmektir. Ondört asır sonrasına uzanan bir vefâdır kardeşlik, O'ndan kalan bize...
Kardeşlik "bir” yerine, "bin”ler olmaktır. "İyyâke na'büdü” derken, yürek safında milyonları kucaklamaktır, asla kaybetmemektir sevgi bağını!.. Ümmet olmak kardeşliğini yaşamaktır, her Fâtiha'da... Fâtiha'ya yazılan kutsî kardeşlikten gayrı düşünmemektir.
Her gün kırk kere bunun sözünü verip "sâhibu'l-vefâ” olmaktır kardeşlik
Kardeşlik karındaşımdan öte. Ana, baba, özge yârim... Ama kardeşlik candan ziyâde!..
ALLAH Rasûlü buyurur ki:
"-Kıyamette kardeşlik candan özge! Herkes telâş içindeyken, evlât medet umunca ana-babasından, onlar bir o yana, bir bu yana kaçışırlar. O zaman sâlih bir kardeşi, kendi sevaplarını bağışlayıverir kardeşine; ben yandım, sen yanma!” diye... ALLAH, kendi uğruna fedâ edilen canlara, cennetini gösterir.
"Kardeşim” diyorum, karındaşımdam öte!..
"Kardeşim” diyorum kendimi bildiğimden öte...
"Kardeşim” diyorum candan özge, candan ziyâde...
sen de benim kardeşim olur musun?candan özge,candan ziyade...
benim ruhaniyetime her aklına geldiğim anda bir fatiha gönderirmisin?
ve senden bu bütün   din kardeşlerinin ruhu için sadece tek bir fatiha istesem,okuyabilirmisin?

SELAM VE DUA İLE HAYIRLI CUMALAR DİLİYORUM...

KARDELEN...

May 16
hanifewrote:

                                                                            HaNiFe&AdNaN
Apr. 18
ahmed akwrote:
Ümit ve Nikbinlik (İyimserlik)
Ümit ve Nikbinlik (İyimserlik) Her şeyin iyi cihetini ve güzel veçhesini görmek, yani imanlı bir nikbinliğe (iyimserliğe) malik olmak, gü­zel huy ve ahlâkla meşru dairede yaşamak ve bundan İlâ­hî bir haz duymak akıl, kalp ve ruhun her zamanki du­rumu ol­malıdır.

Ruh, akıl ve kalp eğer maarif-i İlâhiye ile, ilm-i iman ve ma­rifetullahı ders veren Risale-i Nur'la salim ise; en tehlikeli anlarda, bedbinlik veren en ümitsiz hallerde, yaşamayı çok acı bulduğun en bunaltıcı ve buhranlı çağlarda, inim inim in­lediğin saatlerde bile nikbin (iyimser) olabilirsin.

Nikbin olmakla da hayatın dağlarvari dağdağaları al­tın­da ezilmekten kurtulmak için şahlar gibi şahlanabilirsin ve şahlanmalısın.

Bilhassa yeis, ümitsizlik ve bedbinlik hislerinin sana mu­sallat olduğu çağlarda ve zamanlarda bütün nikbinlik ve ce­saretini ele alarak yeisin attığı sefahet yatağından fırlamalı­sın ve fırlayacak kudretin özünde mevcut olduğunu bilmeli­sin.

Gözlerinin ümit, saadet ve muvaffakiyet sürurunun ve sevincinin parlak kıvılcımlarıyla parladığını âyineye bakıp görmelisin.
Sakın hiçbir zaman deme ki; her işin kötü gittiği bir sı­rada, insan nasıl ümitvâr ve nikbin olabilir?

Nikbin bir vaziyete sahip olmak demek; daima kuvvet-i imanla dayanmaya, en kötü durumlarda bile herşeyi iyi görmeye, hadiseleri mümkün olabilen en müsbet, yani en olabilir taraflarını elde edebilecek surette karşılamaya hazır bulunan ruhun müsbet bir durumuna erişmektir.

Ruh böyle bir durumu birden bire elde edemez. Ancak bilmelidir ki irade, sabır, sebat ve enerji ile herşeye vasıl olunur.

Gelişigüzel yaşayan adam ölüme sürüklenir. Hadiseleri ve güçlükleri yenmek elinde değilse bile hiç olmazsa kendi kendine telkinlerde bulunmalısın ve istiğfar ve "hasbünallâhu ve ni'me'l-vekil" duasına devam etmelisin.

Zübeyir Gündüzalp
hayırlı cumalar kardeşim.selam ve dua ile
Apr. 18
hanifewrote:
Koşmaya yeni başlamıştı adımlarım
Düştüm,
Bebeğim bir yana,
Gülüşlerim bir yana.
Anneme baktım,
Yoktu!
Başımda yabancı bir adam
Küçücük göğsümde kocaman elleri
Sakalları deldi geçti
pespembe tenimi.
Anne, anneeeeeeee. ...
Bir oyun sandım
Elleri kara kara 'öcü' amcalarmış
Bir emzik düğümünde
yarıldı bedenim
Altımı ıslattım sandım
Kan kaybında Boğuldu insanlık!
Bebektim
Çocuk olacaktım
Abla olacaktım
Altımdaki bez çıkmadan,
Kadın oldum bir buçuk yaşında...
ADAM OLDUMU o amca bedenimde ???
Öğretin bana; kendi suyumu kendim alamazken
Nasıl sulayacağım bedenimde ölen çiçeği!!!
Ben kadın olmak istemedim
Ben dünyaya da gelmek
istememiştim ki!

Anneeeee... babaaaaa....

Işığı açın!

Uzanamıyorum

BU METİNLE TÜM DÜNYADA ÇOCUK PORNOSU MAĞDURLARI
İÇİN BİR MUM YAKILARAK
DOLAŞIP SİZE ULAŞTI.
HEDEF 1 MİLYON MUM.
BU RAKAMA ULAŞILDIĞINDA TÜM ÇOCUK PORNOSU
SUNAN SİTELER KAPATILACAK.

BU OLAGAN ÜSTÜ HAREKETE KATILMANIZ IÇIN ANNE
BABA OLMANIZ GEREKMIYOR.
GELECEKTE SAHIP OLACAGINIZ ÇOCUKLAR IÇINDE
LÜTFEN BIR MUM DA SIZ YAKIN.

p I 3 YAŞIN ALTINDAKI ÇOCUKLARDAN
OLUŞAN AILELERINDEN ÇALINIP BU PISLIGE ALET EDILMIS
BU ÇOCUKLAR IÇIN BU MESAJI TANIDIGINIZ HERKESE YOLLAYIN.
BIR MILYONU GEÇMEK IÇIN SON BIR MUM LÜTFEN.
ÇOCUK PORNOSU SAPIKLIKTIR.

Apr. 17
hanifewrote:

Kazananlar ve Kaybedenler

Dünyaya imtihan için gelen insanın en büyük arzusu kazanmak, en büyük korkusu da kaybetmektir. İnsanlar kazanmak, kazanılanı korumak veya kaybedileni tekrar kazanmak için çalışırlar. Dünyada kazanç ve kayıp yanyanadır. Ahireti kazanmak veya kaybetmek de dünyada gerçekleşir.

Kur'ân-ı Kerim’de genel anlamda iyi veya kötü kazanca kesb, menfaat ve başarı ifade eden kazanca fevz denir. Kayıp ise hüsran kelimesiyle ifade edelir. Nihai kazanç ve kayıp üç kısımdır. Sadece dünyayı, sadece âhireti veya her ikisini kazanmak veya kaybetmek... Her ikisini kazanmaya fevz-i azim veya fevz-i mübin, her ikisini kaybetmeye hüsran-ı mûbin denir.

Herkes kazanma ümidi ve kaybetme korkusuyla çalıştığı halde gerçek kazancın ve kaybın ne olduğunu konusunda insanlar arasında ittifak yoktur. Farklı değerlendirmeler farklı inanç ve bakış açılarından kaynaklanmaktadır. Allah'a ve âhiret gününe inananlar için asıl kazanç Allah'ın razası ve ebedi saadete ermek iken ateist için bütün hedef, olabildiğince dünya nimet ve lezzetlerini elde etmektir. Allah, kim neyi istiyorsa emeğinin karşılığını tastamam vermekte, kimseye haksızlık etmemektedir. "Kim zerre kadar bir iyilik yapmışsa onun mükafatını görür. Kim de zerer kadar bir kötülük yapmışsa onun cezasını görür." (Zilzâl, 7-8)

Kazanmak ve kazancı muhafaza etmek esas olduğuna göre gerçek kazanç ebedi olanı kazanmaktır. Zira ebedi olmayanlar kaybedilmektedir. Buna göre sırf dünyaya ait kazançlar netice itibariyle yok olmaktadır. Kaybedilmeye mahkum kazançlar elem ve pişmanlığa dönüşmektedir. Kazanıp da kaybetmenin üzüntüsü hiç kazanamamanın üzüntüsünden kat kat fazladır. Çocuğu ölenle hiç çocuğu olmayanın üzüntüsü elbette bir değildir. Kalıcı olan kerpiç geçici olan altından daha değerlidir. "Sizin yanınızdakiler tükenir. Allah'ın katındakiler ise bakidir." (Nahl, 96)

Baki olanı verip fâni olanı almak akıl kârı değildir. Dünyevi kazançlar peşindir. Akıl gözüyle ileriyi göremeyenler çocuklar gibi önlerindeki peşinin peşine düşüyorlar. Çocuğun önüne bir avuç şekerle bir avuç altın konsa her halde altına değil şekere iltifat eder. Akıl geliştikçe neyin daha faydalı ve kalıcı olduğu farkedilir. "Onlar peşin olanı severler ve önlerindeki ağır bir günü arkalarına atarlar." (İnsan, 27) Genellikle hayvanlarda da istikbal endişesi yoktur. Günlük yaşarlar. Kesimhaneye giden bir öküz bir tutam otun peşinde ölüme gittiğini farkedemez. Bununla birlikte bazı hayvanlarda gelecek sezgisi vardır. Mesela arılar ve karıncalar gelecek için yiyecek depo ederler. Bu sezgi ilahidir.

Gelecek hesabı olmayanlar halin kavgasını verirler. Bütün gayretleri ise üçgünlük dünya içindir. "Heyhat, heyhat! O size vaad edilen şey ne kadar da uzak! Bizim dünya hayatımızdan başka bir hayat yoktur. Kimimiz ölürüz, kimimiz yaşarız. Biz öldükten sonra tekrar diriltilecek değiliz." (Müminun, 36-37)

Akıllı insan sonu yokluk olan varlığa aldanmaz. Fâni olanı baki kılmaya çalışır. Dünyanın tamamına sahip olsa bile birgün herşeyi geride bırakıp gideceğini düşünür, gerçek kazancın âhiret kazancı olduğunu hesab eder. Mevlana ne güzel söylüyor! "Mezarda bu göze toprak dolar, mezarı aydınlatacak nurun var mı? Bu elin ayağın gidince canının uçması için kolun kanadın var mı? Bu hayvani canın kalmayınca yerine koymak için baki bir cana sahip misin? Dünyada elbisen var, zenginleştin. Fakat bu âlemden gidince nasıl edeceksin? O cihan da pazarla, kazançla dolu bir şehirdir. Sanki kazanma yalnız bu âlemdedir ve bu kazanç kâfidir."

"Bize kavuşmayı ummayan, dünya hayatına razı olan ve onunla tatmin olan, âyetlerimizden gafil olanlara gelince işte onların kazandıklarına karşılık varacakları yer ateştir." (Yunus, 7-8)

Âhiret bağlantısı olmayan bütün kazançlar haddi zatında saadet değil, felaket sebebidir. Haram-helal kaydından uzak Allahsız kazanç hem dünyayı hem âhireti mahvediyor. Dünyanızı cehenneme çeviren haram kazanç yarışıdır. Bu türlü kazançlar hem dünya hem de âhiret cehenneminin bir bakıma yakıtı mesabesindedir. "Altın ve gümüşü biriktirip, Allah yolunda harcamayanlara acı veren bir azabı müjdele! Bunlar kıyamet günü cehennem ateşinde kızdırılır. Onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanır. Onlara; işte kendiniz için biriktirdikleriniz! Haydi tadın biriktirdiklerinizi denir." (Tevbe, 34-35)

Allah'a ve âhiret gününe inanan için kayıp söz konusu değildir. Dünyada sıkıntı çekse de ebedi hayatın mutluluğu bütün acı ve sıkıntıları unutturur. Allah’a ve âhirete inanmayan ise dünyada ne kadar müreffeh yaşarsa yaşasın ebedi felaketle karşılaşınca bütün fani lezzetleri unutur. "Keşke toprak olaydım"der. İnkara dayalı olarak yaptıkları işler pişmanlığa dönüşür. "Böylece Allah onlara, yaptıklarını bir pişmanlık kaynağı olarak gösterecektir." (Bakara, 167)

"İnkar edenler ateşe sürüldükleri gün kendilerine: Siz dünya hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz, artık bugün yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanız ve yoldan çıkmış olmanızdan dolayı aşağılayıcı bir azapla cezalandırılacaksınız, denir." (Ahkâf, 20)

Kazanç-kayıp, kâr-zarar anlayışı insandan insana değişir. Bunun inanca ve bakış açısına göre değiştiğini söylemiştik. Başkasını aldatarak kazanan kendini kârlı sayar. Kumarda kazanan kendini şanslı addeder. Ölümü ebedi kayıp, üçgün fazla yaşamayı, gününü gün etmeyi kâr bilir. Bu, kâfirin telakkisidir. Mümin ise başkasına kazandırdığı zaman, gerektiğinde hayatını bile feda ettiği zaman kendini kazançlı görür. Bu anlayışa dair çarpıcı bir masal arzedelim:

Uhud savaşından dört ay sonra Âmir oğulları kabilesinin reisi Ebû Berâ çeşitli hediyelerle Hz. Peygambere geldi. Müşrik olduğu için Rasûlullah onun hediyesini kabul etmedi. Kendisine müslüman olmasını teklif etti. Ebû Berâ ise net bir tavır ortaya koymadı. Fakat Hz. Peygamberden kabilesini irşad için davetçi göndermesini istedi.

Rasûlullah, içine pek sinmediği halde sayıları kırk veya yetmiş olduğu belirtilen davetçi gönderdi. Haram b. Milhan da bunlar arasındaydı. Arkadaşları onu öncü olarak gönderdiler. Âmir oğullarına yaklaşınca: Durun size haber getirdim diyerek yaklaştı ve: Ben size Rasûlullahın elçisiyim. Bana eman verin ki konuşayım dedi. Ona eman verdiler. Şehadet getirip onları İslama davet etti. Davet sırasında arkadan birisi onu mızrakladı. Saplanan mızrak Haram b. Milhan’ın göğsünden çıktı. Mızrak vücuduna saplanır saplanmaz "Allahû Ekber! Kabenin Rabbine andolsun ki; kazandım gitti, dedi ve ellerini vücudundan fışrıkan kana bulayıp yüzüne ve başına sürdü ve geridekiler için; kardeşlerinize haber verin ki; biz Rabbimize kavuştuk. O, bizden, biz ondan razıyız, dedi. Mızrak darbesini yiyince:

Kazandım diyen sahabinin kazanç anlayışıyla yardım diyen adamın kazanç anlayışı elbette bir değildir. Birisine göre Allah yolunda fani hayatı verip ebedi saadeti kazanmak en büyük kazanç, diğerine göre ise ölüm ebedi kayıp.

Günümüzde ölüm ilanlarında falan hayatını kaybetti deniyor. Halbuki kaybetme değil, bilakis fani hayatı ebedi hayata bağlayarak ölümsüzlüğe erme söz konusu... Yunus ne güzel söylemiş:

Ballar balını buldum. Kovanın yağma olsun.

Kârdan, zarardan geçtim dükkanım yağma olsun.

Gerçek kazanç ve kurtuluşun ne olduğunu yüce Rabbimizden dinleyelim: "Her canlı ölümü tadacaktır, yaptıklarımızın karşılığı da kıyamet günü size tam olarak verilecektir. Kim cehennem ateşinden uzaklaştırılıp, cennete sokulursa işte o kazanmış olur. Dünya hayatı ise aldatıcı bir menfaatten başka birşey değildir. (Al-i İmran, 185)

Rabbimiz bizleri gerçek kazanç ve kurtuluşa erenlerden eylesin.

Amin.

Apr. 15
subirimagen.esHOLA COMO ESTÀS,QUIERO AGRADECER TU SALUDO,TAMBIEN QUIERO DEJARTE TODO MI CARIÑO Y AMISTAD,QUE TENGAS UN BUEN DÌA.UN ABRAZO.FARASHAH.
Apr. 14

(9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma)
Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitabetti.

Bismillahirrahmanirrahim
"Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah'dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi, ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür. "

Ey Nâs!

Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım.

İnsanlar!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur.

Ashâbım!

Yarın rabbınıza kavuşacaksınız. Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız. Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsinler. Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur.

Ashâbım!

Kimin yanında bir emânet varsa, onu sâhibine versin . Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır. Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır.

Ashâbım!

Câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Abdülmüttalib'in torunu (amcalarımdan Hâris'in oğlu) Rabîanın kan davasıdır.

Ey Nâs!

Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız. Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız, âile nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer onlar sizden izinsiz râzı olmadığınız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise, örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını), yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

Mü'minler!

Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.

Ey Nâs!

Devâmlı dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür. Bir yıl, l2 aydır. bunlardan 4'ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli aylardır.

Ashâbım!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak kaybetmiştir. Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında, küçük gördüğünüz şeylerde ona uyarsanız, bu da onu sevindirir. ona cesâret verir. Dininizi korumak için bunlardan da uzak kalınız.

Mü'minler!

Sözümü iyi dinleyin, iyi belleyin. Rabbınız birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir. Müslüman müslümanın kardeşidir. Böylece bütün müslümanlar kardeştir. Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe, başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir. Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyin. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsinler.

Ey Nâs!

Cenâb-ı Hak Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir. Zina eden için ise mahrûmiyet vardır. Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder.

Ashabım!

Alllah'tan korkun, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, malınızın zekatını verin, âmirlerinize itaat edin. Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz.

Ey Nâs!

Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram:

- Allah'ın dinini teblîg ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye şehadet ederiz, dediler.

Rasûlüllah (s.a.s.) mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:

Şâhid ol Yâ Rab!

Şâhid ol Yâ Rab!

Şâhid ol Yâ Rab!


buyurdu.

Apr. 12
Bir sahabinin Peygamber Efendimiz (sav)e Soruları

1- Ya Resulallah, ben insanların en âlimi olmak istiyorum.
- Allah'tan en çok korkan, insanların en âlimi olur.
2- İnsanların en zengini olmak istiyorum.
- Kanaatkâr olursan, insanların en zengini olursun.
3- İnsanların en hayırlısı olmak istiyorum.
- İnsanların en hayırlısı, insanlara menfaatli olandır. Sen de başkalarına yardımcı ol, en hayırlısı olursun.
4- İnsanların en adaletlisi olmak istiyorum.
- Öyle ise kendin için istediğini başkası için de iste. Kendin için istemediğini başkası için de isteme.
5- Allah'a en yakın kul olmak istiyorum.
- Allah'ı çok zikret!
6- İyi hal ve ikram sahibi insan olmak istiyorum.
- Öyle ise Allah'a ibadet ederken O'nu görür gibi ibadet et. Sen O'nu görmesen de O seni görüyor zaten.
7- İmanımın mükemmel olmasını istiyorum.
- Ahlâkını güzelleştir. İmanın kemale ersin.
8- Allah'ın itaatli bir kulu olmayı istiyorum.
- O halde farzları ihmal etme. Tümüyle yerine getir.
9- Rabb'imin huzuruna günah kirlerinden temizlenmiş olarak çıkmak istiyorum.
- Cünüplük kirinden guslederken günah kirinden de gusletmeyi ihmal etme, tevbe, istiğfarla temizlen.
10- Mahşere giderken yolumun aydınlık olmasını istiyorum.
- O halde hiç kimseye zulmetme, kalbini kırma. Gücüne güvenerek hakkından mahrum etme ki, mahşerde yolun aydınlık olsun. Seni de kimse yolundan etmesin.
11- Rabb'imin bana merhametini arzuluyorum. Bana acısın istiyorum.
- Rabb'inin yarattığı insana ve bütün canlılara merhamet eyle. Sen burada merhametli olursan orada merhamete layık olursun.
12- Günahlarımın azalmasını istiyorum.
- Öyle ise tevbe, istiğfarını çoğalt. Bir daha yapmama konusunda azimli ol.
13- Rabb'imin rızkımı bol vermesini istiyorum.
- O halde abdestli çalışmaya devam et.
14- Ayıplarımın yüzüme vurulmamasını istiyorum.
- Sen burada kimsenin ayıbını yüzüne vurmazsan, orada da senin ayıbını kimse yüzüne vurmaz.
15- Günah kirlerinden ruhumu nasıl temizlerim?
- Gözyaşıyla. Gözyaşını rahmet gibi yağdır, ruhunu temizlemiş olursun.
Apr. 11
hanifewrote:
Apr. 11
 
 
HİCRANLI YILLAR
 
 
0711270120121695675

Hazanla geçti yıllar, aylar muharrem gibi,
Dökülüp yollarda bekleyen gözler pek yorgun.
Girdapla iç içeler, bir girdap ki yok dibi,
Ruh sarsık, gönül hafakanlı, düşünce durgun...
0711270120121695675
Yasla buruk dudaklarda kederli besteler,
Sînelerde sessiz çığlık, dimağlarda humma.
Ve her gün poyrazla gelen hüzünlü bir haber,
Biz bize hasm olmuştuk; yaygındı bu muamma...
0711270120121695675
Çözülüş çok kadim.. sanıldığından da erken;
Bu kara günler sezilmişti gün ortasında.
Ay uykuya dalıp güneş ufukta sönerken,
Uyanmıştık ama, iki ateş arasında...
0711270120121695675
Şimdi yeni iklimlere açılan yelkenler,
Bir uzun sefere azmetmiş gibi yürekten;
Bu hülyalı maviliklerde tüllenen günler,
Mutluluk bestesi söylüyor ışıktan, renkten.
0711270120121695675
Bir kasvetli rüyadayız şu anda; bu gerçek;
Önümüzde aydınlıklara açık bir çağ var.!
Gece koyulaşsa da bir gün şafak sökecek..
Ve dalgalanacak rüzgâr bekleyen bayraklar.
0711270120121695675
Azmet, azmet ki göründü yer-gök sultanlığı,
Yılma uçurumlar gibi görünen boşluktan;
Yakala çağlar arasında o Altın Çağ’ı!
Peygamber safına gir, kurtul uyuşukluktan..!

M. Fethullah GÜLEN

 0711270120121695675
S.A.KIYMETLİ ARKADAŞIM.ZİYARETİN İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM.
HAYIRLI ,BEREKETLİ BİR CUMA VE HAFTASONU GEÇİRMENİ DİLİYORUM.
ALLAH'A EMANET EDİYORUM SENİ VE SEVDİKLERİNİ...
...MİHRİBAN ...
Apr. 10
ülkemizde yapılan toki evlerinin görülmeyen yüzü
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Apr. 9
hanifewrote:
rose.jpg image by Yaza_1wolf-girl
 
iyi geceler
Apr. 9
Aşk Budur İşte Gayrisi Boşş!!!,
 
Medine'nin kadınları hem güleryüzlü, hem de güzeldirler. Ancak Hifa Hatun *
*başka güzeldir ve bambaşka gülümser. Öylesine sıcakkanlı ve öylesine
**samimidir
ki kadınlar onu canları gibi severler. Oğlu, abisi, erkek kardeşi **olanlar
akraba olmaya kalkar, hatta bazıları beylerine ister. Onu ciddi **ciddi
sıkıştırır, araya hatırlıları koyup, izdivaç teklif ederler. *
*Hifa Hatun'un methi hızla yayılır ve çoook uzaklara gider. Bırakın *
*hekimleri, tüccarları, vezirler, sultanlar sıraya girer. Ancak o Necaşi
gibi bir İmparatoru bile reddeder sadece ve sadece Allah'ın rızasını diler.
*
*Ama taliplerin ardı arkası kesilmez. Kimi ayaklarına halılar serer... Kimi
cevahirler döker... Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına bağlayanları mı
sorarsınız, yoksa saray anahtarlarını önüne atanları mı *
*Hifa Hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile, Efendimizin huzuruna çıkıp "Ey
Allah'ın Resûlü" der, "bana cennete götürecek bir şeyler öğretsene." Doğrusu
o, Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) 'gündüzleri oruç
tut' ya da 'geceleri namaz kıl' gibi bir tavsiyede bulunacağını sanır ama
Server-i Kâinat "Önce evlenmen lâzım" buyururlar "zira bununla dininin
yarısını emniyete alırsın!" Hifa, büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve
"siz kimi münasip görürseniz ben ona razıyım" der. *
*Mâlum, o sıradan bir hanım değildir ve onu nikahına alacak erkeğin de
"özel" olması gerekir. Lâkin Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ne
kimseye ümid verir, ne de kimsenin ümidini kırar. Her zamanki gibi basit ve
pratik bir çare bulur "yarın sabah mescide ilk gelenle evlen" buyururlar. Bu
teklifi herkesin hoşuna gider, talipler erken kalkmak için tedbirler
düşünür, kendilerince hazırlık yaparlar. *
*Bu haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama dikkate almaz. Zira o fakir
ve kimsesiz biridir. Evi yurdu yoktur ve karnını zor doyurur. Kah ağaç
altlarına uzanır, kâh mescid gölgelerine kıvrılır. Uzun boyuna rağmen o
kadar zayıftır ki, rüzgar sert esse ayaklarını yerden kaldırır. *
*Ama bakın şu işe ki o gece Allahü teâlâ bütün sahabelere derin bir uyku
verir, Hifa Hatun'un talipleri gözlerine çöken ağırlığa yenilirler.
Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) her zamanki gibi imsak
sökerken mescide gelir ve büyük bir merakla talihli sahabeyi bekler. *
*Nitekim mescidin eşiğinde bir gölge uzar ve Süheyb içeri girer. *
*Resulullah Efendimiz namazdan sonra Hifa Hatunu çağırtıp neticeyi bildirir.
Hazret-i Hifa büyük bir teslimiyetle kabul eder. *
*Efendimiz güzel bir hutbe okur ve nikah akidlerini yaparlar. Sonra şanslı
sahabeye döner "Ey Süheyb" buyururlar, "şimdi hanımına bir hediye al ve tut
elinden evine götür."Suheyb Radıyallahu anh ellerini çaresizlikle iki yana
açar. "İyi ama" diye mırıldanır, "benim ne bir dirhem gümüşüm, ne de
sığınacak evim var." *
*Hifa Hatun kocasının boynunu büktürmez, ona içinde on bin dirhem gümüş olan
süslü bir heybe gönderir ve "filanca yerdeki köşkümü sana hediye ettim" der.
Alemlerin Efendisi çok hislenir onlara hayır dualar ederler. *
*Süheyb, o gün Medine sokaklarında dolanır durur, akşama doğru utana sıkıla
konağa sokulur. Kendisi için hazırlanan muhteşem sofradan ya bir, ya iki
hurma alır ve "Ya Hifa" der, "biliyorum sen benim için bulunmaz bir
nimetsin, ben ise senin için sadece mihnetim. Ben şükretsem gerek, sen
sabretsen gerek. İster misin şu geceyi taat ve ibadetle geçirelim zira
Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) "Cennette yüksek bir çardak vardır.
Orada yalnız şükredenlerle sabredenler otururlar." buyurdular. *
*Ve öyle de yaparlar. Seccadelerini gözyaşları ile ıslatır, kalplerini zikr
ile aydınlatırlar. Cebrail Aleyhisselam olup biteni Resulullah Efendimize
anlatır ve onları Allahü teâlânın cenneti ve cemaliyle müjdeler. *
*Ertesi sabah, namazdan sonra Efendimiz Suheyb'i yanlarına oturtur "Ey
Süheyb" buyururlar "geceki halini sen mi anlatırsın ben mi anlatayım"
Süheyb gözlerini kucağına indirir, zor duyulan bir sesle "Allahın Resulü en
iyisini bilir" cevabını verir. *
*Efendimiz onlara "ne mutlu size" gibilerinden bakar, "İkiniz de
cennetliksiniz" buyururlar, "... ve Allahü teâlâyı göreceksiniz!" Süheyb
derhal secdeye kapanır ve "Ya Rabbi!" diye yalvarır, "o ki beni mağfiret
ettin, günahlara bulaşmadan canımı al!" *
*Allahü teâlâ bu yanık duayı kabul eder, Suheyb, secdede kalakalır. Mescidde
bulunanlar ağlamaklı olurlar. Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve
sellem) "Size daha şaşılacak bir şey söyliyeyim mi? Şu anda Hifa Hatun da
ruhunu Hakka teslim etti" buyururlar. *
*Namazlarını, yüzü suyu hürmetine yaratıldığımız o yüce Server kıldırır.
İkisini yanyana toprağa bırakırlar. Baş uçlarına küçük bir tahta çakar. *
*Birine "Şükredenlerden Suheyb" yazarlar, öbürüne "Sabredenlerden Hifa!"...*

*gayrısına aşk demeye utanıyor insan...
Apr. 9
hayırlı günler dilerim..selam ve dua ile kalın..Rabbim'e emanetsiniz
Apr. 8
hanifewrote:
Ya Rabbi!
Eğer imanıma bir şüphe girmiş ben de ondan tövbe etmemişsem ihlasla derim ki : Allah'tan başka yaratıcı yok, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!
Eğer bilmeden Müslümanlığıma küfür karıştırmışsam, derim ki: Allah birdir, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!
Eğer Allah'ı birlememe şirk girmişse, ben de bunun farkında değilsem ihlasla derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!
Eğer bilmeden seni tanımamda yanlışım varsa derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!
Eğer bilmeden amelime riya ve kendimi beğenme duyguları karışmışsa derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!
Eğer farkında olmadan kalbime küçük ve büyük günahların fitnesi girmişse derim ki: Allah bir, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!
İmanımı gönülden tazeleyerek, ihlasla derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.
Ey diri olan!
Ey ebedi var olan!
Ey izzet ve ikram sahibi olan!
Ey gücün, şerefin ve büyüklüğün sahibi olan Allah'ım!
Halimi düzelt, işlerimi güzelleştir, beni bela ve fakirliğin acılarından koru, düşmanların şerrinden, şeytanın aldatmasından, nefsin arzularından, saptıranların saptırmasından beni koru ey Rabbim!

Ya Rabbi!
Beni çok ibadet eden salihlerden ve şükreden eyle… dini ve dünyevi bütün işlerimi düzene koy. Hayırlı nimetlerimi sonuna erdir.

Ya Rabbi!
Ömrümün son zamanlarında, ölüm anında kalbimi ve dilimi imanla doldur. Bana son anda; şehadet ederim ki, Allah birdir ve yine şehadet ederim ki, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O'nun elçisidir demeyi nasip et......
Apr. 7
EsLeM ...wrote:
ve aleyna ve aleyküm selam.selam ve dua ile...

                     Yağmur

    .........................................................

Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü
Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü
Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün
Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü

Nefsinle yeniden çizilecek desenler
Çehreler yepyeni bir degişim geçirecek
Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler
Anneler çocuklara hep seni içirecek
Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin
Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin

Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

Kardeşler arasında heyhat, su-i zan düştü
Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü
Şarrkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın
İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü

Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakiş da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakiş da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

                                                  Nurullah Genç

Apr. 7